seni ozledim
bu kadari da fazla dememeli!
şimdi duydum!
merak etme geldiğinde moda’da hala yaz devam ediyor olacak. balkon keyfimize az kaldı. sokak çalgıcıları ve kargalar eşliğinde.
seni seviyorum.
sesimi duyan?
hava cok soguk ve yagmurlu. buralara yaz gelmeden ben kis gelen yerlere gocecegim. canim bozuk. bazen kuzey yarim kurede olduguma inanasim gelmiyor. belki diyorum, dunyanin da akli karismis.
ben ettim sende et dunyasi. eden bulur da cabasi.
things are just the way they are.
” What really knocks me out is a book that, when you’re all done reading it, you wish the author that wrote it was a terrific friend of yours and you could call him up on the phone whenever you felt like it. That doesn’t happen much, though” ~ The Catcher in the Rye
you don’t really care for music, do you?
“oyleyse tamam” dedi adam, ben sizi ingiliz sanmistim…
uzerinde oturdugumuz koprunun onu insan kayniyor. bircogunun yuzunu bile ayirt edemeyecek kadar buhulu gozlerim. yerimden dogrulup evin yolunu tutmak istiyorum. tam o anda elimden tutuyor bir el, yari islanmis elbisemin serinligini hissediyorum bacaklarimda. oysa hep oradaydi yari islak…
el ele isiklarda bekliyoruz. ben dengemi kuramadim diye oluyor butun bunlar. sonra o el onumuzde boya kalemleri gibi siralanmis agaclari isaret ediyor. pek ilgimi cekmiyor tum bu olanlar. sen diyorum neredensin? birden aklima evde bir ucunu tutturamadigim perdelik kumas geliyor. belki de sabah cayi yaninda croissant.